Içine Çeviriler İngilizce:

  • jib   
    (verb, noun   )

"yüz ifadesi" ile Örnek cümleler, çeviri belleği

add example
Üzgün bir yüz ifadesi vardı.Şimdiye kadar hiç görmediğim üzgün bir ifadeWith a very sad face, the saddest I have ever seen
Dünya örgütünün Perşembe günü yayınladığı bildiride, " Seller yüzünden Bulgaristan' da ‧ bin kişi gıda, yatak, hepatit aşısı, antibiyotik ve böcek kovucuya ihtiyaç duyuyor ve BM örgütleri acil durum yardımı sağlamayı sürdürüyor, " ifadesi yer aldı" With ‧ people in Bulgaria in need of food, bedding, hepatitis vaccine, antibiotics and insect repellent due to heavy flooding, UN agencies are continuing to provide emergency aid, " the world organisation said in a statement Thursday
Ne haşmetli bir yüz ifadesi!What a powerful face!
Dediklerine göre,...... İmparator' un Türklere karşı olan zaferini duyunca...... yüzünde kapı dışarı edilmiş bir köpeğin...... ifadesi varmışThey say that when she was told of his victory over the Turks, she looked like a dog being thrown out of a window
Evet, o gergin yüz ifadesiYes The tense face
Bu mutlu bir yüz ifadesi değilThat' s not a happy face
Hazine bakanlığının bildirisinde, " Salih Kadı' nın Arnavutluk' taki şirketlerinde genel müdür olarak görev yaptı ve Kadı Grubu' nun Arnavutluk' taki yatırımlarında yüzde ‧ pay sahibi olduğu söyleniyor, " ifadesi yer aldı" Saleh served as the general manager of all of Qadi 's businesses in Albania, and reportedly holds ‧ per cent of the Qadi Group 's investments in Albania, " the treasury department said
Hediyeleri aldığı andaki yüzünün ifadesi var ya!And just the look on her face when she got the gifts!
Yüzünüzde kaygı ifadesi göremiyorum. *For somebody who' s wore out, you sure got a happy look
Gelada sürüsünde, çekişmeler genellikle bir yüz ifadesi ile gösterilirIn gelada society, disputes are usually settled by just pulling a face
Kartal biçimli yüzündeki dayanıklılık ifadesi takdire değerHow admirable this fierce endurance isOn the face of this great eagle
Bu, tongaya basmış bir adamın yüz ifadesidirThis is the face of a guy who stepped in it
Ölü yüzünde bile dehşet ifadesi vardıShe had been frightened to death
ABD Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, " Aramızda gemi bordalama anlaşmaları ve Nükleer Yayılmaya Karşı Güvenlik Girişimi ortak vaatlerine bulunan ülkelerin birleşmesi, küresel ticari taşımacılık filosu dedveyt tonajının yüzde ‧ tan fazlasının bordalama, arama ve el koymaya ilişkin acil eylem kabul prosedürlerine tabi olduğu anlamına gelmektedir, " ifadesi yer aldı" The combination of states, with which we have boarding agreements and Proliferation Security Initiative partner commitments, means that more than ‧ per cent of the global commercial shipping fleet dead-weight tonnage is now subject to rapid action consent procedures for boarding, search and seizure, " the US State Department said
Bu yüz ifadesi de demek?What is this face?
Onun o haline bakmaya yüreğim elvermiyor, olaydan önceki...... yüz ifadesi, vücudu gözümün önünden gitmiyorI can' t bring myself to look at what used to be his face... what used to be his body before it got burnt up
Yüzünde " yok bir şey " ifadesi yokYou don' t have a " nothing " face
Cesedi bulunduğunda,Yüzünde acı ifadesi varmışWhen her body was recovered, her face showed gruesome pain
O yüz ifadesi ile olmazNot with that face, no
IMF' den Pazartesi günü yapılan basın açıklamasında, " Mali disipline olan bağlılıklarından vazgeçmeyerek, yetkililer ‧ yılındaki toplam faiz dışı harcamaların onaylanan bütçeyi aşmamasını sağlayacak ve sosyal sigorta sistemindeki açığı GSYİH' nın yüzde ‧ i olan program tavanı dahilinde tutacak tedbirleri uygulayacaklardır, " ifadesi yer alıyor" Underscoring their commitment to fiscal discipline, the authorities will adopt measures to ensure that aggregate primary expenditures in ‧ do not exceed the approved budget and to keep the deficit in the social security system within the programme ceiling of ‧ per cent of GNP, " the IMF said in a press release Monday
Yüz ifadesi aklımdan bir türlü silinmiyorI can' t stop picturing the look on his face
Mektupta, devlet makamlarının bu baskın nüfuzunun “ kurulun bağımsız olamayacağı ve bu yüzden de uluslararası standartlar ve oluşturmak için çabaladığımız demokratik açıdan düzenli toplumdan uzak olduğu anlamına geliyor, ” ifadesi yer alıyorThe dominant influence of state bodies " means it cannot be independent and so is out of step with international standards and the democratically organised society we are striving to create, " the letter said
Bu da, fuhuştan yüz binlerce kişinin ekmek yediği anlamına geliyor, ” ifadesi yer alıyorThat is to say, hundreds of thousands of people earn a living by prostitution, " the report said
Gösterilen sayfa 1. 27539 bulundu cümleler eşleşen ifade yüz ifadesi.13,277 ms bulundu.Çeviri anılar insan tarafından oluşturulur, ancak bilgisayar hataları neden olabilir hizalanır. Onlar birçok kaynaktan gelen ve kontrol edilmez. Uyarısında bulundu olun.