"bas" kelimesinin Türkçe'e çevirisi

kabuk, ağaç kabuğu, Peridermis , "bas" ifadesinin Türkçe içine en iyi çevirileridir. Çevrilmiş örnek cümle: Myte en kewers raak ontslae van dooie hout, en swamme teer op die bas. ↔ Ağacın kurumuş kısımlarını da kınkanatlılar ve akarlar, ağaç kabuğunu ise mantarlar yok eder.

bas
+ Ekle

Afrikaanca-Türkçe sözlüğü

  • kabuk

    noun

    In Bybeltye is die bas en blare van die boom op prys gestel vir hulle koorsverlagende eienskappe.

    Kutsal Kitap devirlerinde zeytin ağacının kabuğu ve yaprakları ateş düşürücü özelliği nedeniyle değerliydi.

  • ağaç kabuğu

    Myte en kewers raak ontslae van dooie hout, en swamme teer op die bas.

    Ağacın kurumuş kısımlarını da kınkanatlılar ve akarlar, ağaç kabuğunu ise mantarlar yok eder.

  • Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster

" bas " ifadesinin Türkçe diline otomatik çevirisi

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Alternatif yazımla çeviriler

Bas
+ Ekle

Afrikaanca-Türkçe sözlüğü

  • Peridermis

Türkçe'e çevirileri olan "bas" benzeri ifadeler

Ekle

"bas" metninin bağlamda Türkçe'e çevirileri, çeviri belleği

Die bas word versigtig deur vaardige werkers verwyder
Usta işçiler kabuğu dikkatle soyuyor
" Aye, " sê Bas Zoetekouw, asof dit die mees natuurlike ding in die wêreld, " het hy is callin ́ een of ander een het hy is vriende met.
Dünyanın en doğal şeyidir sanki " Evet, " Dickon dedi, " diye callin ́ bir kimse ile arkadaş.
Die Log () funksie gee terug Die base-# logaritme van x
PI () fonksiyonu PI değerini verir
Maria was gelok deur die moeder en Bas Zoetekouw.
Mary en çok anne ve Dickon çekmiştir.
Intussen het ook gekom het om die chickadees in swerms, wat optel van die krummels die eekhorings gedaal het, gevlieg na die naaste takkie, en plaas dit onder hul kloue gehamer weg by hulle met hulle klein wetsontwerpe, asof dit ́n insek in die bas, totdat hulle genoeg verminder vir hul slanke keel.
Bu arada da kırıntıları toplayıp, chickadees, sürüleri geldi sincap düştü, dal yakın ve onların pençeleri altında yerleştirerek uçtu onları kendi küçük uzakta dövülmüş yeterince azaldı kadar faturaları, sanki, bir böcek kabuğu ince boğazlarını.
" Waarom, ons Bas Zoetekouw se oë byna begin o ́sy kop, het hulle die ronde, " antwoord
" Neden bizim Dickon gözleri neredeyse o ́başını başladı, o yuvarlak var, " diye yanıtladı
Die stingels is ongeveer twee weke lank in poele stilstaande water geweek om die stingels se houtagtige bas te laat verrot sodat die vesels wat in die plantstingel vassit, verwyder kon word.
Bitkinin saplarında saklı bulunan lifleri çıkarmak amacıyla saplar aşağı yukarı iki hafta boyunca durgun su birikintilerinde bekletilir ve ağacımsı dış kabuğu çürütülürdü.
Vir die eerste fase word boomstamme van hulle bas gestroop en in miljoene fyn vuurhoutjies gesny wat vierkantig of reghoekig in dwarssnee is.
İlk evrede, ağaç kütükleri kabuğundan ayrıldıktan sonra, kesiti kare veya dikdörtgen olan milyonlarca ince çubuğa bölünür.
4 Kort nadat Jesaja hierdie merkwaardige aankondiging gemaak het, het sy vrou swanger geraak en vir hom ’n seun gebaar wat hulle Maher-Salal-Has-Bas genoem het.
4 İşaya bu çarpıcı sözleri söyledikten kısa süre sonra karısı hamile kalıp bir erkek çocuk dünyaya getirdi ve çocuğun adını Maher-şalal-haş-baz koydular.
1 Voorts, die woord van die Here het vir my gesê: Neem jy ‘n groot rol, en skrywe daarop met ‘n mens se pen, aangaande aMaher-sjalal-hasj-bas.
1 Rab’bin sözü bana ayrıca şöyle dedi: Kendine büyük bir tomar al ve üzerine insan kalemi ile Maher-şalal-haş-baz için, diye yaz.
Maar hierdie sade, soos die boom se naalde en bas, is giftig en kan dodelik wees as vee toegelaat word om daar naby te wei.
Ancak, bu tohumlar ağacın iğne yaprakları ve kabuğu gibi zehirlidir ve yakınlarında otlatılan çiftlik hayvanları için öldürücü olabilir.
Nadat ’n nuwe rafflesiaknop deur die bas van die gasheer gebreek het, neem die knop omtrent tien maande om uit te swel, en dikwels word dit so groot soos ’n groot koolkop.
Konak asmanın kabuğundan çıkan yeni bir rafflesia tomurcuğu yaklaşık on ayda olgunlaşır ve genelde büyük bir lahana boyutuna ulaşır.
Baie van die groter bome in Brittanje is in werklikheid twee of meer bome wat ineengegroei het sodat die bas die plek waar hulle een geword het, heeltemal toegegroei het.
Britanya’daki daha iri olanların birçoğu aslında kaynaşıp bütünleşmiş iki ya da daha fazla ağaçtır; onların kabuğu ise birleşme izlerini tümüyle ortadan kaldırmıştır.
Kewers boor lustig onder die dik, gekraakte bas.
Kınkanatlı böcekler kalın, çatlaklı ağaç kabuğunun altını kemirmeyi sever.
’n Organiese laag, of turfagtige kalfaatsel, wat uit half verrotte blare, bas en takke bestaan.
Kısmen çürümüş yapraklar, ağaç kabukları ve dallardan oluşan organik bir astar ya da turba ile suyun yolu tıkanır.
Die kurkeik is die enigste boom waarvan die bas op hierdie manier teruggroei.
Mantar meşesi bu yolla kabuğunu yeniden büyüten tek ağaçtır.
In Bybeltye is die bas en blare van die boom op prys gestel vir hulle koorsverlagende eienskappe.
Kutsal Kitap devirlerinde zeytin ağacının kabuğu ve yaprakları ateş düşürücü özelliği nedeniyle değerliydi.
Fretlose Bas
Perdesiz Bas
Ons Bas Zoetekouw, hy twaalf jaar oud was en hy het ́n jong ponie hy roep sy eie. "
Bizim Dickon, o on iki yaşında ve o kendi çağıran bir genç midilli var. "
Stompe dertig of veertig jaar oud, ten minste, sal nog geluid by die kern, alhoewel die spint almal teelaarde geword het, verskyn soos deur die skale van die dik bas die vorming van ́n ring met die aarde wat vier of vyf duim ver van die hart.
Rağmen, otuz ya da kırk yıl eski Güdükler, en azından hala çekirdek sesi olacak diri odun, sebze kalıp haline gelmiştir, kalın kabuğu ölçekleri ile görüntülenir kalp, dört ya da beş santim uzak yeryüzü ile bir halka düzeyini oluşturan.