"staking" kelimesinin Türkçe'e çevirisi

grev, işbırakımı , "staking" ifadesinin Türkçe içine en iyi çevirileridir. Çevrilmiş örnek cümle: In party gevalle veroorsaak stakings dat skole vir lang tye sluit. ↔ Bazen grev nedeniyle yerel okullar uzun süre kapalı kalıyor.

staking
+ Ekle

Afrikaanca-Türkçe sözlüğü

  • grev

    In party gevalle veroorsaak stakings dat skole vir lang tye sluit.

    Bazen grev nedeniyle yerel okullar uzun süre kapalı kalıyor.

  • işbırakımı

  • Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster

" staking " ifadesinin Türkçe diline otomatik çevirisi

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate
Ekle

"staking" metninin bağlamda Türkçe'e çevirileri, çeviri belleği

Die 1963 Yearbook het gesê: ‘Die strate was vol soldate, en elke dag was daar stakings en baie geweld.’
1963 Yearbook’ta şu sözler yer aldı: “Sokaklar askerlerle doluydu; her gün saldırılar ve şiddet olayları yaşanıyordu.”
Maar wanneer mense hulle werk verloor of hulle werk bedreig word, lei dit dikwels tot betogings, onluste en stakings.
Bununla birlikte, iş güvenliği tehlikedeyse veya işsizlik varsa; genelde gösteriler, ayaklanmalar ve grevler de vardır.
6 Nog iets wat turbulensie beheer en staking voorkom, is die alula (3), ’n klein groepie vere wat die voël soos ’n duim kan oplig.
6 Hava çalkantısını kontrol etmek ve “bocalamayı” önlemek için başka bir özellik de, alula ya da çırpıcı kanat denen (3), kuşun başparmak gibi yukarı kaldırabildiği küçük bir tüy demetidir.
Tot almal se verligting was die staking binne ’n week oor, en die paaie is weer vir verkeer geopen.
Neyse ki, bir hafta içinde grev sona erdi ve yollar tekrar trafiğe açıldı.
Volgens geestesgesondheidsdeskundiges kan sulke simptome emosionele gevoelloosheid, nagmerries, afsondering, die staking van normale bedrywighede, skuldgevoelens en woede insluit.
Ruh sağlığı uzmanlarına göre bu belirtiler; duygusal kayıtsızlık, kâbus görme, kendini başkalarından soyutlama, günlük faaliyetlerin durması, suçluluk ve öfke duygularını içeriyor.
Die seksuele revolusie, eksplisiete rap-musiek, studentebetogings, onwettige stakings, burgerlike ongehoorsaamheid en terreurdade is alles tekens dat respek vir gesag aan die verbrokkel is.
Cinsel devrim, sert rap müziğinin doğuşu, öğrenci gösterileri, usulsüz grevler, yurttaşların yasaları boykot etmesi ve terör hareketleri, tüm bunlar otoriteyle ilgili çöküşün belirtileridir.
Stakings en opstande het aanvanklik uitgebreek, aangesien die gevangenes hulle vrylating geëis het.
İlk olarak, özgürlük talep eden mahkûmlar arasında grevler ve başkaldırılar başladı.
Dit was asof opstande en stakings feitlik iets alledaags geword het.
Devrimler ve protestolar olağan hale geldi.
Toe, net twee weke voor die toewyding, het Franse vragmotorbestuurders ’n staking begin en hoofpaaie en brandstofvoorrade versper.
Sonra, binaların Tanrı’ya vakfedilmesinden tam iki hafta önce, Fransa’daki kamyon sürücüleri greve gittiler ve anayolları barikatlarla kapatıp yakıt ikmalini engellediler.
Stakings wat erkenning deur die regering geëis het, het daartoe gelei dat die vakbond in 1989 weer wettig verklaar is.
Sendika, hükümetin Dayanışma Sendikasını tanımasını talep eden grevlerin sonucunda 1989 yılında tekrar yasallaştı.
Met die staking van stappe wat ek tempo van die strate, en geslaag het in die teken van " die gekruisde Harp Oons " - maar dit het te duur is en Jolly daar gelyk.
Durdurulması adımları ile sokaklarda, tempolu ve " Çapraz Zıpkınlar " işareti geçti ama çok pahalı ve neşeli bir orada baktı.
Nelson het nie meer een frustrerende ondervinding na die ander in gewelddadige bendes en stakings gehad nie, maar eerder ’n ware hoop vir die toekoms gevind, en dit het hom geweldige verligting gebring.
Nejat ise, şiddet kullanan çetelerde ve grevlerde birbiri ardına düş kırıklığı yaşamak yerine, gelecekle ilgili gerçek bir ümit buldu ve bu ona büyük bir rahatlık verdi.
Dink aan die revolusies, terrorisme, stakings, skandale en ander gebeure wat groot publisiteit geniet.
Devrimleri, terör olaylarını, grevleri, skandalları ve geniş çapta duyulan başka birçok olumsuz olayları düşünün.
Trouens, hulle het nog nooit ’n staking gehad sedert die diens meer as 100 jaar gelede begin het nie.
Hatta bu hizmet 100 yıldan uzun bir süredir faaliyette olduğu halde çalışanlar hiç grev yapmamıştır.
BENVOLIO staking, drom.
BENVOLIO Strike, davullu.
Soos Mary het oorgeslaan na hom toe, sy voel iets swaar in haar sak staking by elke sprong teen haar, en toe sy sien die Robin sy het weer gelag.
Mary ona doğru atlanır olduğu gibi o cebinde grev ağır bir şey hissettim ona karşı her atlama ve o robin görünce yine güldü.
Ons kan ons neutrale standpunt begin verlaat en kant kies (Johannes 15:19). Ernstiger nog, ons kan lus voel om gedurende stakings wag te staan, propaganda te maak of die toevlug tot geweld te neem om veranderinge te forseer.
(Yuhanna 15:19) Hatta bundan daha ciddi olarak değişiklikler yapmaya zorlamak üzere belki de grevlerde gözcülük bile yapmaya, mitinglere ve şiddet eylemlerine katılmaya eğilim gösterebiliriz.
Hoe dit ook al sy, die staking van kerkdienste het die lont aangesteek wat die tragiese Cristero-rebellie laat losbars het.
Amacı ne olursa olsun, dinsel hizmetlerin durdurulması, Cristeros Savaşının fitilini ateşledi.
Staking vir ́n oomblik aan die voet van die leer, en met albei hande gryp die ornamentele knoppe van die man- toue, Vader Mapple gooi ́n blik na bo, en dan met ́ n waarlik matroos- agtige, maar nog steeds reverential behendigheid, hand oor hand, gemonteer die stappe asof stygende die hoof- top van sy vaartuig.
Merdivenin dibinde, bir an için durdurma ve iki elinizle doyumsuz adam halatlar, Baba Mapple süs düğmeleri sonra bir göz yukarı döküm ve gerçekten denizci gibi ama yine de saygılı el becerisi, el teslim monte adımları onun ana- top artan sanki gemi.
As gevolg van stakings sluit die skole soms weke of maande lank.
Grevler yüzünden okullar bazen haftalarca, aylarca kapanıyor.