"steek" kelimesinin Türkçe'e çevirisi

etmek, yapmak, batırmak , "steek" ifadesinin Türkçe içine en iyi çevirileridir. Çevrilmiş örnek cümle: Jeremia het vertroue in hierdie belofte gestel, en Jehovah het hom nie in die steek gelaat nie. ↔ Yeremya bu vaade iman etti ve Yehova onu yarı yolda bırakmadı.

steek
+ Ekle

Afrikaanca-Türkçe sözlüğü

  • etmek

    verb

    Jeremia het vertroue in hierdie belofte gestel, en Jehovah het hom nie in die steek gelaat nie.

    Yeremya bu vaade iman etti ve Yehova onu yarı yolda bırakmadı.

  • yapmak

    verb

    Deur grootpratery, onverstandige skinderpraatjies of eiewyse praatjies kan die tong figuurlik “’n groot bos” aan die brand steek.

    Dil, övünmek, hikmetsizce dedikodu yapmak veya kendi görüşünü inatla savunmakla, mecazi anlamda ‘büyük bir ormanı’ tutuşturabilir.

  • batırmak

    verb
  • Daha az sıklıkta çeviriler

    • bıçaklamak
    • kullanmak
    • saplamak
    • sokmak
  • Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster

" steek " ifadesinin Türkçe diline otomatik çevirisi

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Türkçe'e çevirileri olan "steek" benzeri ifadeler

Ekle

"steek" metninin bağlamda Türkçe'e çevirileri, çeviri belleği

Die tweede een was besig om die sloot oor te steek toe hy ’n skoot hoor klap.
İkincisi karşı tarafa geçerken ateş edildiğini duydu.
Dan kom hulle af uit die bovertrek, loop in die koel duisternis van die nag uit en steek die dal Kidron oor op pad terug na Betanië.
Sonra üst kattaki odadan inip gecenin serin karanlığına karıştılar ve Kidron Vadisini geçerek Beytanya’ya doğru yola koyuldular.
Weerstaan die neiging om jou gevoelens weg te steek.
Duygularınızı saklamaya çalışmayın.
+ Hy sal jou nie in die steek laat+ of jou verlaat totdat al die dienswerk van Jehovah se huis klaar is nie.
+ Yehova’nın evi için yapılacak bütün bu işler bitene kadar O seni terk etmeyecek+ ve yalnız bırakmayacak.
19 En die hinderlaag het gou van sy plek af opgestaan, en die oomblik toe hy sy hand uitsteek, het hulle begin hardloop, en hulle het in die stad ingegaan en dit ingeneem.
19 O elini uzattığı anda, pusuya yatmış olanlar hızla yerlerinden fırlayıp koşmaya başladılar, şehre girip orayı ele geçirdiler.