"stick" kelimesinin Türkçe'e çevirisi
baston, sopa, çubuk , "stick" ifadesinin Türkçe içine en iyi çevirileridir.
(intransitive) See to stick with . [..]
-
baston
nouncane or walking stick {{jump|t|walking stick [..]
I cannot walk without a stick.
Ben bir baston olmadan yürüyemem.
-
sopa
nountwig or small branch [..]
Throw a stick and watch the dog fetch it.
Bir sopa at ve köpeğin onu alıp getirmesini izle.
-
çubuk
nounlong piece of wood {{jump|t|piece of wood [..]
Your arms are more important than that stick, so instead of using your arm, use the stick.
Kollarınız o çubuktan daha önemlidir, bu nedenle kolunuzu kullanmak yerine çubuğu kullanın.
-
Daha az sıklıkta çeviriler
- değnek
- yapışmak
- batırmak
- bağlı kalmak
- kol
- asa
- yapıştırmak
- çomak
- dayak
- takmak
- sırık
- bağlamak
- tutturmak
- sokmak
- tutmak
- parça
- tahta
- saplamak
- çıkmak
- vites
- direk
- katlanmak
- bıçaklamak
- dayanmak
- sap
- koymak
- cop
- kumpas
- dayanışmak
- ağaç
- delmek
- çakmak
- hançerlemek
- kopmamak
- çekinmek
- tokmak
- şaşırtmak
- aldatmak
- dışarı çıkmak
- gemi direği
- hareket edememek
- harfleri dizmek
- hokey sopası
- ince dal
- itirazda bulunmak
- kontrol kolu
- manevra kolu
- mesuliyet yüklemek
- orkestra şefinin değneği
- peşinden ayrılmamak
- saplanıp kalmak
- tahta parçası
- tertip cetveli
- vites kolu
- zincirleme atılan bombalar
- çubuk sopa
- şerit sakız
- takılmak
- sopa, değnek, baston, saplamak, sançmak, saplanmak, koymak, sokmak, takmak, yapışmak, yapıştırmak
-
Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster
" stick " ifadesinin Türkçe diline otomatik çevirisi
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Alternatif yazımla çeviriler
(Irish) A member of the Official IRA. [..]
İngilizce - Türkçe sözlüğünde "Stick"
Şu anda sözlükte Stick için hiç çevirimiz yok, belki bir tane ekleyebilirsiniz? Otomatik çeviri, çeviri belleği veya dolaylı çevirileri kontrol ettiğinizden emin olun.
"stick" içeren resimler
Türkçe'e çevirileri olan "stick" benzeri ifadeler
-
(birini) azarlamak/paylamak için bahane · bahane ederek azarlama/paylama · bahanesi/sebebi olma · karşıdakine karşı silah olarak kullanılan olay · söylenmek/eleştirmek için bahane · üstüne gitmek/cezalandırmak için bulunan açık
-
sülük gibi yapışmak
-
Havuç ve sopa
-
dayanmak · katlanmak · sebat etmek
-
yüklenmek
-
kumpas
-
vites kolu