"Alev" kelimesinin Arapça'e çevirisi
لهب, لهب, علو , "Alev" ifadesinin Arapça içine en iyi çevirileridir.
-
لهب
nounKız alevleri gördüğünde çığlık attı.
صرخت الفتاة حين رأت ألسنة اللهب.
-
Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster
" Alev " ifadesinin Arapça diline otomatik çevirisi
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Alternatif yazımla çeviriler
-
لهب
noun masculineKız alevleri gördüğünde çığlık attı.
صرخت الفتاة حين رأت ألسنة اللهب.
-
علو
noun(< alav < yalav < Eski Türk. yal-mak “alevlenmek” [?]) [Kelime Eski Türkiye Türkçesi metinlerinde ve bugün halk ağzında alav şeklinde geçmektedir, yazı dilinde l’nin etkisiyle a, e olmuştur; eski metinlerde Arapça zannedilerek aynıyla ‘alev şeklinde de yazılmıştır] 1. Yanan maddelerin üzerinde yukarıya doğru uzanan parlak, ışıklı dil, alaz, yalaz, yalım, şûle: Abdullah Efendi, kızıl alevlerin ve dumanların kepenkler arasından ve çatıdan fışkırdığını görüyordu (Ahmet H. Tanpınar). 2. teşmil. Ateş, harâret: Okudukça gözlerimden sanki yüzüme, göğsüme doğru damla damla alev parçaları saçıldı (Nâmık Kemal). Şilte ve yorgan tutuşmuş gibi vücûdumu alevler içinde hissediyordum (Peyâmi Safâ). 3. Redhouse. Mızrak ucuna takılan küçük bayrak, flama. ѻ Alev alev yanmak: 1. Alevler içinde yanmak: “Ahşap köşk alev alev yanmaya başladı.” 2. mec. (Hastalık sebebiyle) Vücut harâreti yükselerek ateşler içinde yanmak. Alev almak: 1. Tutuşmak, ateş almak: “Perdeler alev aldı.” 2. mec. Telâşlanmak, heyecâna kapılmak: Bir defa alev aldılar mı bir daha önlerine geçmenin imkânı kalmaz (Yâkup K. Karaosmanoğlu). Alev bacayı sarmak: (İş, mesele) Önlenemeyecek bir durum almak, ateş bacayı sarmak. ■ Aslında Türkçe olan alev, Osmanlı Türkçesi’nde bâzan ‘alev (علو) şeklinde yazılmış ve bu kelime ile Farsça kurala göre terkipler yapılmıştır: Alev-gir: Alevlenmiş. Alev-gûn: Alev rengi. Alev-hiz: Alevlenen, parlayan. Alev-nâk: Alevli. Alev-riz: Alev saçan.
Şam düştüğünde, ülkedeki her alevi siz ve aileniz dahil olmak üzere katledilecek.
حين تسقط ( دمشق ) كلّ " علوي " في البلاد بما فيهم أنت وعائلتك ، سيُذبحون
-
نَارٌ
Koru yakıldı, alevler yükseldi, ve kısa sürede bayan Askew ve arkadaş şehitleriyle ilgili geriye kalan bütün şey dökülen bir küller yığınıydı.
اضرمت النار في الغابة، واشتعلت النيران، وكومة من فتات الرماد هو كل ما تبقى من السيدة أسكيو وزملائها الشهداء.
-
Daha az sıklıkta çeviriler
- سعيرا
- لَهَب
Arapça'e çevirileri olan "Alev" benzeri ifadeler
-
قاذفة لهب
-
قاذفات اللّٰهب