"Emanet" kelimesinin Arapça'e çevirisi
وديعة, أَمَانَة, امانت , "Emanet" ifadesinin Arapça içine en iyi çevirileridir.
-
وديعة
NounEmanet belgesi çoktan halloldu.
إنّه في وديعةٍ بالفعلِ.
-
Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster
" Emanet " ifadesinin Arapça diline otomatik çevirisi
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Alternatif yazımla çeviriler
-
أَمَانَة
Kimin emanet kasasında bir sürü para, 6 adet pasaport ve bir silah olur?
من الذي لديه صندوق أمانات مملوء بـ.. بالمال ، وست جوازات سفر ومسدس ؟
-
امانت
(Ar. emānet) 1. Güvenilir bir kimseye saklaması veya birine teslim etmesi için bırakılan şey veya kimse, vedîa: Şemîm-i kâkülün almış nesîm gül-şende / Demiş ki sünbül sende emânet olsun bu (Figānî). Kim etti emânete hiyânet (Abdülhak Hâmit). Roma’da tabancasını devlet emânetidir diye Karabinari’ye teslim etmedi (Rûşen E. Ünaydın). 2. kısa. Bu eşyânın belli bir süre sonra alınmak üzere bırakıldığı yer: “Bavullar emânette.” 3. teşmil. Allah’ın insanlara bir gün geri almak üzere verdiği can [Kelimenin bu anlamı deyim niteliğindeki bâzı söyleyişlerde meydana çıkmaktadır]: “Allah’ın emânetini ne zaman alacağı belli olmaz.” “Emâneti teslim etti.” 4. târih. Osmanlı Devleti’nde “emin” unvânını almış memurlar tarafından yönetilen devlet dâirelerine verilen isim: “Şehremâneti: Belediye.” “Rüsûmat emâneti: Vergi dâiresi.” “Gümrük emâneti: Gümrükler dâiresi.” 5. Böyle bir dâirede emin olma işi, eminlik görevi: Ve berât-ı şerifle ceddi imâmet ve hitâbet ve emânet (...) ve sâir bunun emsâli cihet tasarruf edenler... (İsmâil H. Uzunçarşılı). 6. sıf. Geri alınmak üzere birine verilmiş olan: “Emânet kitap.” ѻ Emânet etmek: Koruması için bırakmak, koruyuculuğuna vermek, tevdî etmek: Devlet bu kaleyi paşaya emânet etti (Nâmık Kemal). Gıyâseddin Keyhüsrev, ağabeyisi Rükneddin Süleyman’ın kuvvetlerine dayanamayacağını anlayınca iki oğlunu Konyalılar’a emânet ederek bu şehirden kaçtı (Ahmet H. Tanpınar). Emânet vermek: Geri almak üzere vermek. -e Emânet: ... Onu korusun: “Oğlum sana emânet.” “Malım iki oğluma emânet.” Emânete bırakmak (vermek): Özellikle tren istasyonu vb. yerlerde eşyâlarını, belli bir süre sonra almak üzere bu iş için kurulmuş olan yerlere bırakmak.