"SIDK" kelimesinin Arapça'e çevirisi
صدق , "SIDK"ın Arapça'ye çevirisidir.
-
صدق
adjective verb noun(Ar. ṣidḳ) 1. Doğruluk, gerçeklik: Ba’zı rü’yâ mutâbık-ı haktır / Lübb ü sıdka karîn ü mülhaktır (Sâlim Tezkiresi). Ben rehnümâ-yı beyt-i visâlim ki sıdkıma / Seyr eyle gel menâzil-i râhım nişânedir (Osman Şems). Sıdkın mukābili kizb (yalan)dır; sadâkatın mukābili de hıyânettir, istikāmetten mahrûmiyettir (Ömer N. Bilmen). 2. Her türlü kötülükten arınmış olma, saflık, temizlik, hâlislik: Mevkiinde hasbeten lillâh bünyâd eyledi / Sıdk-ı niyyetle bu gûne câmi-i pâk ü cedîd (Fıtnat Hanım). 3. İçten, yürekten bağlanma, bağlılık, sadâkat: Bu da nâdir bulunur âlemde / Kalmamış sıdk u vefâ âdemde (Sünbülzâde Vehbî’den). Ko tasdîi yeter subh u mesâ sıdk u hulûs üzre / Duâ-yı imtidâd-ı devletin vird etmek evlâdır (Fıtnat Hanım). Sıdkını izhar için âşık tereddüt eylemez (Cenap Şahâbeddin). 4. tasavvuf. Allah’a gönülden bağlanıp yalan, gösteriş, maddî mânevî çıkar hesâbı vb. kötülüklerden uzaklaşarak her gördüğünü hak bilip ona göre davranma, olduğu gibi görünme veya göründüğü gibi olma durumu: Üstad Ebû Ali şöyle demiştir: (...) Sıdkın en aşağı derecesi, için dışa (sırrın alâniyete) eşit olmasıdır (Kuşeyrî Risâlesi Terc.). ѻ Sıdkı bütün: Çok doğru, çok bağlı, sâdık, bağlılık ve sadâkati tam: “Sıdkı bütün adamdır.” Sıdkı sıyrılmak: (Bir kimseden) Soğumak, (onu) görecek gözü olmamak: Ondan da artık sıdkım sıyrılmıştı (Reşat N. Güntekin). 12 Mart 1971’den önce halkın da devletten sıdkı sıyrılmıştı (Ahmet Kabaklı). Sıdk ile: İçten, yürekten, cân ü gönülden, hâlisâne: Sıdk ile Allâh’a dayan / Etmez mi gör ihsan sana (Niyâzî-i Mısrî). Kıl sıdk ile o dergeh-i vâlâya ilticâ / Kim haste-i zünûba o derde olur devâ (Fıtnat Hanım). Sıdk-ı derun: Kalp temizliği. Sıdk u sebat: Yürekten bağlanma, dört elle sarılma ve sonuna kadar götürme.
-
Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster
" SIDK " ifadesinin Arapça diline otomatik çevirisi
-
Glosbe Translate
-
Google Translate