"Sabr" kelimesinin Arapça'e çevirisi
صبر , "Sabr"ın Arapça'ye çevirisidir.
-
صبر
verb noun(Ar. ṣabr) 1. Katlanılması zor olan haksızlık, sıkıntı, acı, hastalık, yoksulluk, felâket vb. durumlar karşısında umutsuzluğa kapılmayıp şikâyet etmeden, sızlanmadan dayanma, tahammül gösterme: Yatağın üstüne eğilen Besim çocuğa sabır telkînine çalıştı (Peyâmi Safâ). 2. Olacak, gelecek veya gerçekleşecek bir şeyi telâş göstermeden, telâşa kapılmadan bekleme, acelecilik etmeme: Ben bir kalenin karşısında çok duramam dedi, hiç sabrım yoktur (Ömer Seyfeddin). Eline eteğine sarılacaktır. O günü de bulacağız, sabırla koruk helva, dut yaprağı atlas olur (Refik H. Karay). 3. Rûha ve bedene zarar veren şeylerden uzak durma, nefsin aşırı istek ve arzularına karşı koyma: Mâsiyet ve günah belâsından berî olabilmek ve bunları vukūundan evvel önleyebilmek için sabır ve sebat göstermek, vukūundan sonra ise tevbe-i nasuh ile izlerini silmek gerekir (İrfan Gündüz). 4. tasavvuf. Her olanı Cenâbıhak’tan bilip hoşnut ve râzı olma, sızlanma ve îtirazdan vazgeçme, hâlinden şikâyet etmeme: Cüneyd’e sabır nedir diye sorulunca, “Yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir” demiştir (Kuşeyrî Risâlesi Terc.). ѻ Sabır taşı: Çok sabreden, çok sabırlı olan kimse: Ben çakıl taşıyım küçük / Ben kaldırım taşıyım yorgun / Ben sabır taşıyım pâre pâre / Ve ben ah mezar taşıyım (Ümit Y. Oğuzcan’dan). Sabrı taşmak (tükenmek): Artık dayanamaz, katlanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak: Geh geh derûn-ı sîneden eylerdi âh u zâr / Sabrım tükendi âhir olup zâr u bî-karâr (Azmîzâde Hâletî’den). Efendinin sabrı tükenir, “Oğlum sen adam olmayacaksın (...)” diye tekdir eder (Fâik Reşat). Zâten bu arada sabrı taşan diğerleri de söylenmeye başlamışlar (Bediî Fâik).
-
Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster
" Sabr " ifadesinin Arapça diline otomatik çevirisi
-
Glosbe Translate
-
Google Translate