"ablak" kelimesinin Arapça'e çevirisi
ابلق, ابلاق , "ablak" ifadesinin Arapça içine en iyi çevirileridir.
-
ابلق
(Ar. eblaḳ “rengi alaca olan”dan) 1. Yayvan, dolgun ve geniş (yüz): Çehresi fazla ablak, vücûdu şimdiden kalınlaşmış (Refik H. Karay). Evvelâ geniş ve ablak yüzünü pudraladı (Burhan Felek). 2. halk ağzı. Şişman, hantal, abullabut, genç irisi. 3. Siyahlı beyazlı, alaca: Ablak kuğu akça kuğu (Karacaoğlan’dan). Ablak kemikten sakal tarağı (1640 Narh Defteri). Meselâ Resâilü’r-Rummâd’da, yaya vurulan kemiğin su sığırının sâde, siyah ve ablağından olduğunu, Aydın ve Menemen havâlilerinin genç ve uzun boynuzlu öküzlerinin boynuzlarından âlâ ablak yay kemikleri yapıldığını ve bunların hazırlanış şekillerini bulmaktayız (Mübahat Kütükoğlu). 4. sıf. ve i. Alaca (at), aklı karalı, gösterişli ve güzel (at): Ablak-süvâr-ı rûzigâr âşûb-ı Rûm u Zengibâr / Leşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Efrîdûn-alem (Nef’î’den). ѻ Ablak-ı çerh (devran, eyyam, felek): mec. Dünya, âlem, zaman: Yegâne şehsüvâr-ı ablak-ı devran ki hemvâre / Olur ne semte gitse feth u nusret peyk-i rehvârı (Nef’î’den).
-
Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster
" ablak " ifadesinin Arapça diline otomatik çevirisi
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Alternatif yazımla çeviriler
-
ابلاق
(Ar. eblaḳ “rengi alaca olan”dan) 1. Yayvan, dolgun ve geniş (yüz): Çehresi fazla ablak, vücûdu şimdiden kalınlaşmış (Refik H. Karay). Evvelâ geniş ve ablak yüzünü pudraladı (Burhan Felek). 2. halk ağzı. Şişman, hantal, abullabut, genç irisi. 3. Siyahlı beyazlı, alaca: Ablak kuğu akça kuğu (Karacaoğlan’dan). Ablak kemikten sakal tarağı (1640 Narh Defteri). Meselâ Resâilü’r-Rummâd’da, yaya vurulan kemiğin su sığırının sâde, siyah ve ablağından olduğunu, Aydın ve Menemen havâlilerinin genç ve uzun boynuzlu öküzlerinin boynuzlarından âlâ ablak yay kemikleri yapıldığını ve bunların hazırlanış şekillerini bulmaktayız (Mübahat Kütükoğlu). 4. sıf. ve i. Alaca (at), aklı karalı, gösterişli ve güzel (at): Ablak-süvâr-ı rûzigâr âşûb-ı Rûm u Zengibâr / Leşker-şikâr-ı kâm-kâr Behrâm-ı Efrîdûn-alem (Nef’î’den). ѻ Ablak-ı çerh (devran, eyyam, felek): mec. Dünya, âlem, zaman: Yegâne şehsüvâr-ı ablak-ı devran ki hemvâre / Olur ne semte gitse feth u nusret peyk-i rehvârı (Nef’î’den).