"lenger" kelimesinin Arapça'e çevirisi

مِرْسَاة, لنكر, لنگر , "lenger" ifadesinin Arapça içine en iyi çevirileridir.

lenger
+ Ekle

Türkçe-Arapça sözlüğü

  • مِرْسَاة

  • Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster

" lenger " ifadesinin Arapça diline otomatik çevirisi

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Alternatif yazımla çeviriler

Lenger
+ Ekle

Türkçe-Arapça sözlüğü

  • لنكر

    (Fars. lenger) deniz. Gemileri durduğu yerde tutabilmek için denize atılan demir zincir ve ucundaki çapa, gemi demiri: Pes bu lengerdir gemiyi eğleyen / Gerçi Allah’tır belâdan bekleyen (Âşık Paşa). Ger karâr ister isen salgıl denize lengeri (Kadı Burhâneddin). Yaşımız deryâ eder komaz hevâya uyduğum / Zâti’yâ bu fülk-i dilde hîç lenger görmedik (Zâtî). Rüzgâr onu kovuyor, haberi olmadan lengerler alınıyor, yelkenler şişiyor ve uzaklaşıyordu (Ahmet H. Tanpınar). ѻ Lenger almak (kaldırmak): 1. (Gemi) Demirini alıp hareket etmek, demir almak: Ben kaldım o söz lebimde kaldı / Keştî-i murâd lenger aldı (Şeyh Gālib). 2. mec. Uzun müddet kaldığı yerden ayrılmak: Demek oluyor ki artık İstanbul’da işiniz kalmadı. Hemen bir iki güne kadar lengeri kaldırırız (Ahmed Midhat Efendi). Lenger atmak (bırakmak, bağlamak): 1. (Gemi) Demirlemek, demir atmak: Çü lenger bırakır suda durur / Kara pîl gibi sanki pusuda durur (Hoca Mes’ud). Fülk-i dil deryâ-yı aşkın içre lenger bağlamış (Zâtî). Sarayburnu’nda lenger bırakıp tabl u erganunlar çalıp... (Evliyâ Çelebi). 2. mec. (Bir kimse) Gittiği yerde çok kalmak, uzun süre oturmak.

  • لنگر

    (Fars. lenger) deniz. Gemileri durduğu yerde tutabilmek için denize atılan demir zincir ve ucundaki çapa, gemi demiri: Pes bu lengerdir gemiyi eğleyen / Gerçi Allah’tır belâdan bekleyen (Âşık Paşa). Ger karâr ister isen salgıl denize lengeri (Kadı Burhâneddin). Yaşımız deryâ eder komaz hevâya uyduğum / Zâti’yâ bu fülk-i dilde hîç lenger görmedik (Zâtî). Rüzgâr onu kovuyor, haberi olmadan lengerler alınıyor, yelkenler şişiyor ve uzaklaşıyordu (Ahmet H. Tanpınar). ѻ Lenger almak (kaldırmak): 1. (Gemi) Demirini alıp hareket etmek, demir almak: Ben kaldım o söz lebimde kaldı / Keştî-i murâd lenger aldı (Şeyh Gālib). 2. mec. Uzun müddet kaldığı yerden ayrılmak: Demek oluyor ki artık İstanbul’da işiniz kalmadı. Hemen bir iki güne kadar lengeri kaldırırız (Ahmed Midhat Efendi). Lenger atmak (bırakmak, bağlamak): 1. (Gemi) Demirlemek, demir atmak: Çü lenger bırakır suda durur / Kara pîl gibi sanki pusuda durur (Hoca Mes’ud). Fülk-i dil deryâ-yı aşkın içre lenger bağlamış (Zâtî). Sarayburnu’nda lenger bırakıp tabl u erganunlar çalıp... (Evliyâ Çelebi). 2. mec. (Bir kimse) Gittiği yerde çok kalmak, uzun süre oturmak.

LENGER
+ Ekle

Türkçe-Arapça sözlüğü

  • لنگر

    (Fars. lenger “aş evi, imâret” ve nispet eki -і ile lengerі “aş evlerinde bulunan ve fakirlere yemek verilen büyük bakır sahan”dan) 1. Büyük, yayvan, kenarları geniş bakır yemek kabı [Toprak ve tahtadan olanları da vardır]: Etli pilâv lengeri, yoğurt çanağı ortaya kondu (Safiye Erol). İri bir lengerin içinde Mahmûdiye altınları gibi parlak yumurtalar bağdaş kuran hocaların önüne kondu (Fahri Celâl). Liya sol elinde bir tahta lenger, ötekinde ağzından duman çıkan iri bir bakır ibrikle kapıda durmuş gülümsüyordu (Kemal Tâhir). 2. Tarîkat ehlinin giydiği taçların başa geçen kısmı.

Ekle

"lenger" metninin bağlamda Arapça'e çevirileri, çeviri belleği