"mediation" kelimesinin Türkçe'e çevirisi
aracılık, Arabuluculuk, arabuluculuk , "mediation" ifadesinin Türkçe içine en iyi çevirileridir.
negotiation to resolve differences conducted by some impartial party. [..]
-
aracılık
The regional organization played a key role in mediating the Ethiopia-Eritrea diplomatic crisis.
Bölgesel örgüt, Etiyopya-Eritre diplomatik krizine aracılık etmede kilit bir rol oynadı.
-
Arabuluculuk
dispute resolution by negotiation with a third-party moderator
The union has asked for the mediation of the government in the dispute.
Sendika tartışma için hükümetten arabuluculuk istedi.
-
arabuluculuk
The union has asked for the mediation of the government in the dispute.
Sendika tartışma için hükümetten arabuluculuk istedi.
-
meditasyon
NounIt's not for everyone, but I find that mediation works wonders.
Herkes yapamaz ana ben harikalar yaratan bir meditasyon buldum.
-
Algoritmik olarak oluşturulan çevirileri göster
" mediation " ifadesinin Türkçe diline otomatik çevirisi
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Türkçe'e çevirileri olan "mediation" benzeri ifadeler
-
arabulucu kadın
-
birleştirmek, eklemek
-
ara bulmak · ara yerde bulunan · arabuluculuk etmek · arabuluculuk yapmak · aracılık etmek · arada haber götürmek · araya girmek · dolaylı · dolaylı ilgisi olan · dolayıslyle olan · doğrudan doğruya olmayan · ikisi ortası. mediately vasıta olarak. media'tion ara buluculuk · orta · ortada olan · tavassut · vasıta olmak · şefaat · şefaat.
-
Reseptör aracılı endositoz
-
arabulucu · arabulucu aracı · arabulucu, aradüzelten · arabuluculuk · aracı · müzakereci · temsilci · uzlaçtırıcı kimse · uzlaştırma: şefaat · uzlaştırıcı · şefaate ait · şefaate ait. · şefaatçi. mediatorship aracılık · şefaatçilik. mediatory uzlaştırmayla ilgili
-
ara bulmak · ara yerde bulunan · arabuluculuk etmek · arabuluculuk yapmak · aracılık etmek · arada haber götürmek · araya girmek · dolaylı · dolaylı ilgisi olan · dolayıslyle olan · doğrudan doğruya olmayan · ikisi ortası. mediately vasıta olarak. media'tion ara buluculuk · orta · ortada olan · tavassut · vasıta olmak · şefaat · şefaat.
-
arabulucu · arabulucu aracı · arabulucu, aradüzelten · arabuluculuk · aracı · müzakereci · temsilci · uzlaçtırıcı kimse · uzlaştırma: şefaat · uzlaştırıcı · şefaate ait · şefaate ait. · şefaatçi. mediatorship aracılık · şefaatçilik. mediatory uzlaştırmayla ilgili
-
ara bulmak · ara yerde bulunan · arabuluculuk etmek · arabuluculuk yapmak · aracılık etmek · arada haber götürmek · araya girmek · dolaylı · dolaylı ilgisi olan · dolayıslyle olan · doğrudan doğruya olmayan · ikisi ortası. mediately vasıta olarak. media'tion ara buluculuk · orta · ortada olan · tavassut · vasıta olmak · şefaat · şefaat.